Ve demiştin bir gün, anımsıyorum.
Mutsuzluk da boğabilirmiş insanı,
Bir gün, akşama doğru, alacakaranlıkta.

Sevmek(!) Bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.


“coğrafya hakkında çok fazla şey bilmiyorum
trigonometri hakkında çok fazla şey bilmiyorum
cebir hakkında çok fazla şey bilmiyorum
hesap cetvelinin ne işe yaradığını bilmiyorum
fakat şunu biliyorum bir bir daha iki eder
ve bu seninle birlikte olursa
ne şahane bir dünya olurdu.
…
ve senin de beni sevdiğini bilsem
ne şahane bir dünya olurdu.”
Ben yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. İnsanların düşmana da ihtiyacı vardır.
Oğuz Atay
“Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı.Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi? değil; güzel değil. Başka günlerde köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolada çift yatanlar bile tek.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”
― Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ’da Var Bir Yılan



